on Oct 14, 2005
Breath Permission Not Verified...
Biliyorum ki; Ölüm Tanrının asla ulaşamayacağı kadar SAYGIN bir An...
I know that; Death is a esteemed moment that God could never reach it...
on Oct 07, 2005
Babam, amerikadan afrikaya, 6 kıta gezdi. bilirsin ilginç bir insandır. farklıdır bir miktar. yaşadıklarını anlatırken eklediği şehir isimlerinden birisi Rodostu, önemli olansa, dünyanın en güzel şehiri demisi idi oraya...
Bu arada belirtmek istiyorum, nasıl bir şanstır bilmiyorum, mp3 playerimde 1650 şarkı var, random çalıyor, şu anda nothing else matters başladı... Anlıyor musun?
Ben anlıyorum aslında. Berker Güngör derdi hep, rüzgar iyidir, düşünceleri alır insanın kafasında uzaklara üfler derdi... Bende çok yaptım bunu, adadan mersine giderken bir gemide, sabaha karşı saat 3'de içtiğim o puro dumanının dağılacağı gibi geçip gittiğini biliyordum hayatımı.
Aynı zamanda İstanbul boğazından geçerkende kapılıyorum bu hislere, yabancı olduğun bir şehir ile tanışmak, onu yaşamak... Ona kaynaşmak gibi bir duygu sanırım bu. Martılarına simit atarken bende düşünmüştüm uzaklığı... 1200 km uzaktım toprağıma... ama sanki toprağımda gibi hissediyordum.
Hele o mersinden istanbula uzanan bir başka ocak ayı otobüsü... Bambaşkaydı... Bir keresinde de istanbuldan ankaraya gelirken bolu dağında dört bir yanı buz kaplamış ağaçları gördüğümde anlamıştım o yalnızlık büyüsünü. O büyüyü buralarda da duyumsuyorum, Karpaz burnunda insanlığa dair sadece bayrağın izi, gerisi doğanın imzasıydı. ve adanın en ucundaki çiçeği mülkiyetime almam duygusaldu benim için. her ne kadar denizden 8 metre yüksekte olsada o burun, dalgaların hırçınlığı yerdeki tuzlardan belliydi...
Bunun gibi anlatmak istediklerim vardı, bir miktarda anlatılamayanlar, hani demiştim ya, yağmur yağarken kumsalda bir çadırın içinde sabaha dek dinlenen müzikler eşliğinde dünyayı konuşmak. Birisi güneşin 6 ay gökte kaldığı topraklarda yaşadıklarını anlatırken,
öbürü paranın kalbi şehirde ölmüş olan insanlığa ağıt yakıyordu. ama sonuçta insan olunuyordu bence o çadırın içinde.
Oralarda da hüzün vardı, şu anda bende olduğu gibi...
Elbet, haklısın. Bir Rodos yapmak gerek, baş başa ama... söz mü?
Çünki, beni artık bir tek sen kıramazsın. Geri kalanları için daha nasır bağlamadım.
Ve onlar yine "nasılsın?" diye sormaya devam ediyorlar... Anlayacağın tı pkı senin gibi benim hayatıma da girenler çıkanlar oldu. Paspasa döndü günlüğüm. Gözlerimse, meteor yağmuruydu artık.
Oysa yıldızlar tek başına kaymamalıydı diyordum her seferinde her DOSTUMA... Biliyorsun...
Yorgunluğu hoş gör, yaşamışsın. Beden bir yana bir gece de dinlenirken, ruh o kadar kolay tadamıyor huzuru... Biraz yalnızlık, biraz sessizlik istiyor... Her neyse, bak ne güzel, şiir masaj yapmış,
ada açmış nefesini... Sokaklar senin, sen şarabın, şarap hayatın anlamını taşımış...
O bir avuç umuduna iyi bak.
Bende de benzeri birşey var.
Ama benden söylemesi, fazla sıkı p zorlama, akıyor sonra parmak aralarından,
gevşek tut... Bunu yapmayı öğrenmeliyiz umutlarımıza...
Ayrıca hoşuma gitti bu görüşme, izninle diğer dostlarımla da paylaşmak istiyorum...
Mutlu Kal...
Barış Parlan
Friends



















They Knows Taking Photograph...











They Can Draw...




They Can Paint Imagination...






















They Are Gothic















Stock















Clubs








